Bu çalışma, uluslararası ilişkiler alan yazınında Batı merkezli epistemolojiye karşı şekillenen Küresel Güney kavramının tarihsel ve yapısal evrimini incelemektedir. Soğuk Savaş dönemindeki Üçüncü Dünya dayanışması ve küreselleşme çağının getirdiği Küresel Güneydeki dönüşümler farklı aktörlerin sahneye çıkışı vurgusuyla ele alınmaktadır. Fiziki sömürgeciliğin sona ermesinin ardından sömürü ilişkilerinin daha rafine finansal mekanizmalarla sürdüğü vurgulanmaktadır. Bu arka plan doğrultusunda araştırma, Küresel Güney coğrafyasındaki aktör değişimlerine ve Çin’in bölgedeki jeo-ekonomik nüfuzuna odaklanmaktadır. Batı merkezli Washington Konsensüsü ilkelerine karşılık, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi temelinde geliştirdiği Pekin Konsensüsü modeli karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. Çin'in liman, altyapı ve kritik hammadde yatırımları, Batı hegemonyasına karşı esnek bir alternatif sunarken, Borç Tuzağı Diplomasisi gibi eleştirilerle Güney içinde yeni bir merkez-çevre hiyerarşisi yaratma riskini de barındırmaktadır. Çin'in kritik liman, demiryolu ve stratejik hammadde yatırımları, Küresel Güney ülkelerine Batı hegemonyasına karşı esnek ve kalkınma odaklı bir alternatif sunmaktadır. Ancak çalışma, bu alternatifin arka planında yer alan Borç Tuzağı Diplomasisi ve lojistik mülkiyeti edinme süreçlerini eleştirel bir süzgeçten geçirmektedir. Bu doğrultuda, Çin'in Küresel Güney içinde aslında dikey bir hiyerarşi üreterek yeni bir merkez-çevre ilişkisi yaratma riski barındırdığı gösterilmektedir. Sonuç olarak çalışma, Küresel Güney'in statik bir coğrafya olmadığını ve günümüzde stratejik ve politik amaçlı nüfuz mücadelelerine bakıldığında oyunun aynı, oyuncular ve kuralların ise farklılaştığını ortaya koymaktadır.
This study examines the historical and structural evolution of the Global South concept, which has emerged in the international relations literature as a counterpoint to Western-centric epistemology. The transformations in the Global South brought about by Third World solidarity during the Cold War and the era of globalization are discussed with an emphasis on the emergence of different actors. It is highlighted that following the end of physical colonialism, exploitative relations continue through more refined financial mechanisms. Against this backdrop, the research focuses on the shifts in actors within the Global South and China's geo-economic influence in the region. The Beijing Consensus model, developed by China based on its Belt and Road Initiative, is analyzed comparatively against the principles of the Western-centric Washington Consensus. China's investments in ports, infrastructure, and critical raw materials offer a flexible alternative to Western hegemony, while also carrying the risk of creating a new center-periphery hierarchy within the South, as evidenced by criticisms such as Debt Trap Diplomacy. China's investments in critical ports, railways, and strategic raw materials offer Global South countries a flexible and development-oriented alternative to Western hegemony. However, the study critically examines the Debt Trap Diplomacy and logistical ownership acquisition processes underlying this alternative. Accordingly, it demonstrates that China risks creating a new center-periphery relationship by actually generating a vertical hierarchy within the Global South. In conclusion, the study reveals that the Global South is not a static geography, and that when considering current strategic and political power struggles, the game remains the same, but the players and rules have changed.
Global South, Imperialism, Third World, China, Beijing Consensus, Debt Trap Diplomacy.